bugün "darbe engellendi" şeklinde bir manşetle çıkmış gazete. her gün bakıyorum ben bu gazeteye, evet sevmiyorum, fikirleri bana uymuyor, ama okuyorum.
şimdi manşet içeriğindeki habere bakalım, ama biraz mantıklı düşünün. sırf taraf'tan bahsediyorum ve onu eleştiriyorum diye hemencecik eksiyi basmayın. diğer iki taraf girim en sevilmeyenlerime girdi, o yüzden söylüyorum bunları.
sarıkız adlı darbe operasyonu iddiasının belgelendiğini ve bunun örnek'in bilgisayarından çıktığını yine iddia etmiş gazete. doğrudur yanlıştır bilemem, ana anlatım tarzı hiç ikna edici değil. en azından manşete çıkacak kadar garanti değil.
"`taraf’ın önceki gün görüştüğü istanbul emniyet müdürlüğü’nden bir yetkili, metinlerin orijinalhalinin, deniz kuvvetleri komutanlığı’na ait hangi bilgisayardan çıktığının resmi yazıyla belgelendiğini ve bunun da rapor haline getirildiğini söyledi.`"
istanbul emniyet müdürlüğü'nden bir yetkili olayı tüm ayrıntısına kadar bilir mi? bu yetkilinin sıfatı nedir?
"`dün konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz görmüş, taraf’a ulaşan bilgileri doğrulayıp, kendisine de birkaç gün önce böyle bir bilginin geldiğini aktardı.`"
burada sanki alper görmüş'le bir alakaları yokmuş gibi yapıyorlar. taraf gazetesi yazarı alper görmüş ama. bu ara alper görmüş'e bu haberi söyleyen kimdir, kendisi emniyette midir? gazeteci sıfatıyla bu kadar kolay bilgilere ulaşabilir mi? bu çok önemli bir olay çünkü, alper görmüş davanın tarafı olabilir, fakat, kendisine böyle bilgiler hep gelir mi?
` “savcı öz, ergenekon soruşturması kapsamında tanık olarak bilgime başvurup ifademi almak istediğini söyleyerek beni makamına çağırdı. gelirken de nokta’da yayımlanan darbe günlüklerine esas teşkil eden dosyaların bilgisayar ortamında bir kopyasını yanımda getirmemi, bana soracağı sorulara oradan bakarak cevap vermemin daha doğru olacağını ilave etti. bir gün sonra beşiktaş’taki adliye binasına gittim.” `
bu da alper görmüş'ün iddiası. bu iddiaya göre, savcı daha doğruluğu kanıtlanmadan -ki şimdi bile haberde kanıtlandığına dair yeterince ikna edici bir durum yok, sadece ve sadece 'emniyet müdüründen bir yetkili söz konusu' o darbe günlüklerini nasıl muhattap alabiliyor? yok, hadi bu kanıt olayı gerçekleştikten sonra alınmış olsun ifadesi, bu sorgunun ayrıntıları bu kadar nasıl anlatılabiliyor. daha mahkemeye çıkmadan nasıl "bundan çok yararlanırız" diyebiliyor? bir yargı kurumu kararını önceden bu kadar belli edebilir mi?
"`görmüş soruşturmaya yardımcı olmak üzere elindeki belgelerin bir kopyasını savcıya verdiğini, daha sonra bilgisayar ortamındaki metinlerin deniz kuvvetleri’ne ait bilgisayardan çıktığı bilgisinin, dolaylı ama güvenilir kaynaklardankendisine de geldiğini belirtti.`"
dolaylı ama güvenilir kaynak nasıl bir kaynaktır? emniyet bu kadar şeffaf bir kurum mudur? dolaylı kaynaklar kimdir?
`nokta dergisi geçen yıl 29 mart’ta piyasaya çıkan sayısında emekli deniz kuvvetleri komutanı özden örnek’in 17 yaşında tutmaya başladığı günlükte yer alan sarıkız kod adlı darbe planlarını yayımlamıştı.`
ve taraf hemen emin olarak "özden örnek'in günlükleri" ifadesini kullanmaya başlıyor. hadi bu dediğini şey doğru diyelim, gerçekten belgelendi. bu henüz açıklanmadan -açıklanacağı da şüpheli- yargı süreci tamamlanmadan nasıl emin konuşulabilir?
`emekli oramiral özden örnek, nokta dergisi’nin yayınından sonra günlüklerin kendisine ait olmadığını iddia etmiş ve “iftira” davası açmıştı. nokta dergisi eski genel yayın yönetmeni alper görmüş, bu davada “neşren hakaret” ve “iftira” suçundan toplam 6 yıl 8 ay hapis talebiyle yargılanıyor.`
belki bu mahkeme, özden örnek lehine karar verecek? belki günlüklerin ona ait olmadığına karar verecek?
taraf gazetesi, işçi partisi'nin yalanlamasını niye yayınlamıyor örneğin.
kendi işine gelen düşünceye bu kadar sarılıp geri kalan düşünceleri yok saymak mı marifeti?
`“günlükler a-4 kağıdına bilgisayar çıktısı şeklindedir, ayrıca imza yoktur. zaten günlük de dergi’ye disket olarak gelmiştir. örnek’in deniz kuvvetleri komutanlığı’nda kullandığı bilgisayarından kopyalanmış olarak gelmiştir. yaklaşık 1500-2000 sayfalık ve 1957’den itibaren tutulmuş bir günlüktür. disketi, haber kaynağımız ve ismini çıklamayacağım kişi getirdi ve örnek’in kullandığı bilgisayardan kopyalanarak hazırlanmış olduğunu beyan etti. bu beyan, haber kaynağım olan kişiye aittir.”`
1957'den itibaren tutulmuş bir günlük varsa ortalıkta, bu darbe nasıl bir darbedir ki 50 yıldır hala yapılmamıştır. ya da özden örnek'e malum mu olmuştur orduda o kadar yükseleceği? ya da bir an için bu günlüğün geri kalan kısmının da daha önceki zamanlara ait olduğunu düşünelim.
bu günlükler bir tek özden örnek'te varsa nokta dergisi'ne kim yollamıştır. hadi bir darbe planı var diyelim. deniz kuvvetleri komutanlığı binasındaki bilgisayarda mı tutulur bunun günlüğü? genelkurmay'ın -yani en üst düzey komutanın- desteğini alamayan bu darbenin gerçekleşemeyecek olması bir yana, bu planların ondan habersizce üstelik günlük olarak deniz kuvvetleri komutanlığı'na ait bilgisayarda tutuluyor olması tam manasıyla ilginçtir.
şimdilik doğrudur-yanlıştır demeyelim, fakat taraf'ın asker düşmanı olduğu her halinden belliyken, nokta dergisi de aynı çizgide devam etmişken, insanın aklına başka şeyler geliyor.
akp liderliğinde ilerleyen, bir başsavcı, fazlaca medya desteği ile bir derin devlet kuruluyor olabilir deniz baykal'ın söylediği gibi.
fehmi koru -tutukla kızım- der, tutuklanır.
taraf -böyle oldu kızım- der, herkes inanır.
asla yalanlamara saygısı yoktur, ilhan selçuk'un tutuklandığını manşete koyar, daha yeni tutuklanmışken hem de ve onu hemen suçlu ilan eder. ne hikmetse bu zamanlarda internet sitesi pat diye açılıverir. ilhan selçuk'un mahkemeye bile çıkarılmadan serbest bırakıldığı gün her nasılsa gazetede serbest bırakıldığına dair bir haber bulunamaz, -en azından internet sitesinde-, bülent ersoy'un savaşa hayır demesini manşete taşır, fakat mal varlığını mehmetçik vakfı'na bağışlamasıyla o kadar ilgilenmez, işçi partisi'nin "iftira bu" açıklamasını asla görmez, kafasında işine gelen gerçekleri yayınlayıp gerisini saklamayı sürdürür, diğer gazeteler -iddianamesi olmayan bir soruşturmanın ayrıntılarını nasıl biliyorsunuz, bilseniz bile yayın yasağını nasıl aşıyorsunuz?- diye sorar, ancak "fethullahçı" kısmı ile ilgilenir ve onu yalanlar, o yalanlama gayet cumhuriyet gazetesi'nde yer bulurken kendisi cumhuriyet'in yalanlamalarını görmezden gelir ve sonra 'ben tarafım ve kendi tarafım dışından gelen her şeyi duymazdan gelirim" şekline bürünür.
medyanın hiçbir zaman "uzlaşma" tarafı olacağı düşünülmüyor zaten, her medyanın bir takım görüşleri vardır, ama cumhuriyet gazetesi her gün diğer medyalarda çıkan haberleri -dinci basın şeklinde bir üst başlıkla- yorumsuz olarak yayınlıyorsa, taraf gazetesi de yalanlamalara saygı duymak zorundadır.
subaylar-astsubaylar sanki emekli olduktan sonra evlerinde oturmak zorundaymış gibi yaptıkları her faaliyeti darbeci olarak niteler. ki yukarıdaki haberde de bu darbe günlüklerinde ismi geçen şener eruygur'un -eski jandarma komutanı- add başkanı olduğunu söylemeyi ihmal etmemiş, alper görmüş'ün taraf yazarı olduğuna dair herhangi bir bilginin geçmemesine rağmen. gerçi bu haberi okuyan herkes farkındadır onun.
kimin umrunda bilmiyorum ama taraf'ın bu incelediğim haberi bana hiç ciddi gelmedi, belgelendi denilen haberden insan bir belge bekliyor, kesin bir kanıt, sağlam kaynak bekliyor. "emniyet müdürlüğünden bir yetkili" ya da "dolaylı ama güvenilir bir kaynak" değil.
daha fazlasını oku