türkiyetürkiyetürkiyetürkiye
türkiyetürkiye
 
 
politik kaotiğini ve kaotik poetiğini sevdiğim ülkem...
poetiğini es geçip politik kaotiğine dair bir şeyler döktürmek için bünye fena halde sabırsızlanıyor.
şöyle ki...
son yıllarda dinamik bir ülke profili çiziyoruz. olumlu ya da olumsuz bir dolu gündem maddesiyle ruhen ve bedenen ciddi anlamda işgal edilmiş durumdayız. magazinden, politikaya, sanattan spora hemen her konuda yeni açılımlar, tartışmalar, skandallar, yetki çatışmaları, polemikler, abartılı duygu devinimleri, başarılar, yıkımlar, kayıplar özellikle medya marifetiyle hayatımızın bir ayrılmaz bir parçası haline geldi. aslında bu aksiyonel ve dinamik yapı bir bakıma son derece olumlu. zira kitlesel sükunetler kolektif atalete işaret ederken hareket, koşuşturmaca ve dinamizm olası açılımlara gebedir. bu doğru! ancak resmin bütününü görmeliyiz. ve bu resme imzasını atan ressamın gerçek niyetini çok iyi analiz etmek durumundayız.
son dönemlerde yaşanan olayların satır aralarını iyi okumamız gerektiğini düşünmekteyim.ulusal güvenliğimizin güvencesi olan tsk demokratikleşme adına pasifize edilmektedir. apolitize olmaktan söz etmiyorum. elbette ordu siyasi erke yerli yersiz müdahele etmemelidir. ancak uluslar arası politikanın bu denli duyarlı olduğu bir dönemde en büyük güvencemiz olan tsk nın saf dışı bırakmanın son derece tehlikeli olduğu açıktır.
küreselleşme denilen olgunun fena halde dümen suyuna girdik. bu kavramı yerel ve geleneksel olan her şeyi reddetme olarak algıladık. ve yanlış algı sonucunda yaşam biçimimiz, rutinlerimiz inanılmaz biçimde değişmektedir. bu değişim kulağa hoş gelen bazı söylemlerle meşrulaştırılmaktadır. dünya vatandaşı olmak, globalleşmek demek amerikalılaşmak değildir. a.b.d ile diplomatik ortaklık(!) yapmayı bir ideal olarak benimseyen hükümet icraatlarıyla bu yanlış gidişi tetiklemektedir. sam amca;nın dikte ettiği yüzeysel yaşam biçimiyle alaturka mantalite arasında gelgitler yaşayan yurdum insanı bundan böyle bir de avrupanın tavizsiz ve soğuk standartlarıyla yüz yüze gelecektir. bu bağlamda ideal olan bütün yerel zenginliğiyle modern dünyaya entegre olmaktır. klişe deyişle önce yerelleşip sonra kimlik erezyonuna uğramadan evrenselleşmek gerekir.
kıbrıs ve ermeni sorunu gibi türk halkının son derece duyarlı olduğu ve duygusal anlamlar yüklediği konularda geri dönüşü olmayan tavizler verilmektedir. bunlar tabu değildir. bunlar tarihi realitedir. resmi tarihin kısıtlı hafızası bu realiteyi kaldıramayabilir. ama türkün kolektif hafızasında bu duyarlılık sonsuza dek yerini koruyacaktır. bu gibi hassas konuları kaşımak gereksizdir. şu an ulusalcı denen;bence çok da gerekli olmayan- cephenin oluşumunda bu yaklaşımın büyük rolü vardır. ulusalcı cephe mevcut hükümetin bu sorumsuz tavrı nedeniyle giderek güçlenmiş ve ne yazık ki ismiyle kulağa hoş gelen bu grup giderek işi şovenist milliyetçiliğe dökmüşlerdir. bu çok tehlikelidir. bu ölçüsüz reaksiyonun yansımalarını bir çok yerde görmekteyiz. ben son isviçre maçında yaşananlarda ve hatta şemdinli olayının kökenlerinde bile bu gereksiz ve tehlikeli şovenizmin ciddi etkisi olduğunu düşünüyorum.
milliyetçi hassasiyetlere evet! şovenizme, abartılı hamasetlere hayir! sosyal demokrasiye evet! washington portakalını bile küresel ve fazla anglo-sakson buldukları için yemeyen neo-maoistlere hayir! yerelleşerek evrenselleşmeye evet! küreselleşerek yozlaşmaya hayir! demokratikleşmeye, sekülerleşmeye evet! ilımlı islam, muhafazakar demokrasi, sivilleşme gibi kerameti kendinden menkul kelime oyunlarına hayir!
kısaca bu güzel ülkenin her zamankinden daha çok itidale ihtiyacı vardır
daha fazlasını oku
 
belki ilginizi çeker
itü sözlük