itirafımı aslında direkt dayımın yüzüne karşı yapmak isterdim. ama buna cüret edemeyeceğimden ötürü bu platform üzerinden itiraf ediyorum:
sevgili dayıcım,
hatırlar mısın bundan 4 5 sene evvel, sülalecek, senin kayıkla denize açılmıştık. çanakkalede boğazın serin sularında, siz büyükler balık tutmaya çalışırken bizler de kayığın sallanmasından eğleniyor, gülüyor, şakalaşıyorduk.
derken gece saat 1 falan, bizim hafiften uykumuz gelmeye başlayınca tüm kuzenler kamaraya doluşup uyku modlarına büründük.
neyse gelelim esas konuya:
insanlık hali susamışım, uykudan kalktım. kamaranın kapısını açtım. gittim annemlerin yanına su istemeye. beni geri yolladı teyzem, eve geldik azcık daha sabret, diye.
homurdandım falan. kafamı kaşıya kaşıya geri döndüm kamaraya. kapısını bi çektim, artık nasıl çektiysem bilmiyorum bu bünyeyle, kamaranın kapısı çıktıııı gözlerimin önünde denizin derinliklerine doğru gittiiii ve kayboldu.
olayın gerçekleştiği bu 9 - 10 saniyelik sürede şöyle bir kendimden geçtim. ulan söylesem mi ne bok yesem diye düşünürken, kuzenim kapıyı kapamam için beni uyardı. esiyormuş çok falan. hemen yatağa yattım, kapadım ki ben, diye mırıldandım. neyse ki uyku sersemi çok üstünde durmadı.
ertesi gün kahvaltıdayız. konuşulan tek konu kamaranın kaybolan kapısı.
'aa kapı mı yok olmuş eki eki' diye gülecek oldum. ama fazla üstelemedim. üsteleyemedim.
herkes 'gece aniden kaybolan kapı'*yla ilgili sayıp sövüyordu. derken bomba teyzemden geldi:
'abi geçen ay da senin kayığın seyyar tuvaletini çalmışlardı. bu sıralar dikkat et kendine vallaha'
herkes dayımla dalga geçer oldu. çok utandım sözlük çoook.
benim yüzümdendi oysa ki... hepsi benim yüzümden.
daha fazlasını oku