nefesnefesnefesnefes
nefesnefesnefesnefes
1 2 geri
görmedim ben. yaşamadım.

oradan, yani başımın üstünden ıslık çalar gibi kurşunlar geçme ihtimalinden sadece askerde acemiliğin sonundaki kura çekiminde iken korktum ben. simulasyon odasındaki sesler ve karanlık haricinde bir şey de bilmiyordum üstelik.


**filmden kesit içerir**

ama film o kadar güzel anlatmış ki başının üzerinden geçen kurşunu, bir bıçak ve soba ile. anlamamak mümkün değil.

**filmden kesit içerir**



bildiklerim ya okuduklarımdı ya da dinlediklerimdi.
çatışmada arkadaşlarına "atmayın lan o çeşit el bombalarından. envanterimde eksiğim var" diye bağıran askerin hikayesini de dinledim. kollarında en yakın arkadaşının son nefesi ile kalıveren askerin hüznüne de ortak oldum.
köyünden kovulan insanı da gördüm; dinledim acısını. arabasının plakası .. kdv .. olan adamın "biliyor musun bana plakam yüzünden espri yapıyorlar ama ben o plakayı kürt devleti vatandaşı demek olduğu için aldım" diyen adamın nefretini ve hırsını da farkettim.



**filmden kesit içerir**

filmde propaganda veya militarizm yok. aktarma var. basit ve sade bir aktarma. yüzbaşı mete ile doktor kod adlı terörist ila konuşmalarda bir asker ile teröristi görüyoruz. devletinin bekası için çatışmayı göze almış bir asker ve sizin okulunuzda okuyacağıma dağlarımda özgürlüğüm için çatışırım diyen bir terörist. karşısındakini sinirlendirmeye çalışan bir asker ile yine karşısındakini ölüm ile korkutup özgürlüğünü yaşadığı dağlardan kovmaya çalışan teröristi görüyoruz.

**filmden kesit içerir**


bir çocukluk arkadaşım var benim. askerliğini orada yaptı. askerden önce inandığı siyasi görüş yüzünden "kahraman olmaya, kelle almaya gidiyorum" derdi. elimden geldiğince gerçeği anlatmaya çalışırdım; anlamazdı, anlamak istemezdi. askerden döndüğünde ise çok farklıydı. hiç anlatmadı bize yaşadıklarını. hiç konuşmadı.



**filmden kesit içerir**

çatışma sahnesi o kadar gerçekçi ve o kadar çarpıcı ki. 1993 senesinde var olan şartları olduğu gibi göstermiş. her taraftan yağmur gibi yağan kurşunlar ve roketler altında çaresizce ölmeyi bekleyen askerlerin zarar görmemesi için dua etmeye başlıyorsunuz. o sırada yaralanmış bir askerin komutanına sorduğu soru " sen hiç aşık oldun mu komutanım?" sorguluyor bizi aslında. buralardan yani aşkın küçük geldiği büyük şehirlerden orası hakkında konuşmanın ne kadar da kolay olduğunu vuruyor yüzümüze. aslında "konuşma ulan çatışma böyle birşey işte" diyor.

ve çatışmanın şoku ile şuurunu kaybetmiş askerler, içeriye kadar giren teröristler, sadece kurşunların ve roketlerin aydınlattığı karanlık içerisinde ışığı gizleme çabasıyla etraftakileri biraz daha yaşasınlar diye tedavi etmeye çalışan doktorun oradan oraya koşuşturması hepimizi unutmak istediğimiz, bir kenara itmek istediğimiz gerçeklerle yüzyüze bıraktı.

**filmden kesit içerir**



dedim ya görmedim ben orayı. askerliğimi türkiyenin en batısında bir yerlerde yaptım. ama birliğe yufka getiren bir tüccar ile yaşadığımız bir sorunda " niye öldürüp gömmediniz evladım" diyen asker ile de karşılaştım. esir aldığı teröristi linçten kurtaran asker ile de.



**filmden kesit içerir**

barış üsteğmen sağ kalan teröristi vurmadığında, salonda bulunan bazılarının sinkaflı küfürler ettiğini bazılarının ise "hadi be böyle şey olur mu? resmen tsk propagandası yapmışlar" dediğine eminim.

ancak ben biliyorum ki barış üsteğmen en az kelle alan ve kulak kesenler kadar gerçek.
çünkü ben o askerle tanıştım.

**filmden kesit içerir**


son söz olarak şunu söylemek istiyorum.
eğer filmdeki vahşi ölümlerden etkilenmemişseniz ve hala savaşı savunuyorsanız, üzgünüm ama, filmden pek bir şey anlamamışsınız.
daha fazlasını oku
 
belki ilginizi çeker
itü sözlük