milletvekili eli
 
 
 
bir kaçının sıkmış olduğum uzvu.

ne değişti? benim için hiçbir şey. biri yanılmıyorsam akp'liydi, diğeri chp'liydi, birisi dsp'li hatta dış işleri bakanıydı*...

hatta dış işleri bakanı olan "ya gençler icraatlarımızı değerlendirin, işler nasıl gidiyor?" gibisinden bir laf edince dayanamayıp "valla büyüklerin işine aklımız sırrımız ermiyor" demiştim. güldük. ben de güldüm.

değişik bir şey değil milletvekili eli sıkmak. ama nedense, oturduğu yerden atıp tutan yığınlar, o eli görünce değişiyorlar. kur'an'da bahsi geçen "musa'nın eli" gibi de değil ki abicim. nedir yani?

halkın üzerinde değildir o el. hiçbir zaman da olmayacak. ta ki, bir "ömer" gelip de, fakir kadın'a sırtında iaşe taşıyana kadar. aynı "ömer" kudüs'ü fethedip giderken kölesiyle değişmeli olarak bindiği deve'nin üstünde değilken varana kadar şehre.

hayır politikayı "idealize" etmiyorum. "olması gereken" ahkâmı kesmiyorum. sadece, bir örnekle işi geliştiriyorum. bugün "oy için kömür dağıtanlar" içinde bir "ömer" var mıdır, diye soruyorum sadece. olabilir mi? o milletvekillerinden birisinin eli "ömer'in eli" gibi halkın üzerinde, ya da "musa'nın eli" gibi apaydın olabilir mi?

peki neden o "aydınlık" adamlar milletvekili olmuyorlar? cevabı baskın oran'ın sergüzeştinde gizli. neden seçilemedi ki? ufuk uras'la ne farkı vardı? cevapları biliyorsanız anlatmayayım...

bir şey diyeceğim, inanmayacaksınız, milletvekillerinin bu hali/halsizliği en çok da bizim yüzümüzden. eski tüfek solcular gibi "özal'ın çocukları"na sığınmayacağım, apolitikliğe atmayacağım suçu, örgütsüz toplumdan iş çıkmaz da demeyeceğim. bu düpedüz, "neme lazım"cılık. "ben iyiyim ya, başkasından bana ne"cilik. allah taş yapar!

siyasetle olmayacak bu işler sanıyorum. daha farklı motivasyonlar gerek. halk için!
daha fazlasını oku
 
itü sözlük