adının geçtiği her yerde göt olup duran faşistler tarafından son sığınak olarak “işine yaramadığında şiddete karşı olup işine gelince övmek” argümanıyla karalanmaya çalışılan devrimci.
dilinize plesenk ettiğiniz hümanizm meselesini anlamanız için teorik tartışmaları bırakıp basite indirgeyelim. "sevgi tacirliği olarak" en sığ biçimde etiketlediğiniz "sosyalist insancılık" sosyalizmin sınıfsal yapısı gereği ezilenden taraf olmasından başka bir şey değildir. sosyalist kuram içi boş anti-şiddetin teorisini yapmaz.
bir sömüren var bir sömürülen. sömürülen hakkını isteyip çeşitli girişimlerde bulunduğunda mesela patrona karşı işçiler olarak örgütlendiğinde ne olur? hemen söyleyelim, açık ve kapalı şiddetle yanıtlanır. açıktan düzen kolluk kuvvetleri ve kontrgerilla yapılanmalarıyla devrimcilere saldırırken öte yandan beyinleri kendisinin olumlanması hususunda biçimlendiren ideoloji mekanizmasını inşa etmiştir. bir yanda yasal ve yasa-dışı (kontrgerilla) şiddet diğer yanda bu şiddetin teorisi; bizzat yasalar, eğitim, medya vs. yoluyla kurulan çarpıtılmış (ideolojik) algı.
işte mahir çayan, suni denge, nispi refah, önder devrimci savaşı gibi savlarıyla düzenin şekillendirdiği algı evrenlerini kırmanın teorisini yapmaya girişmiş, bu teoriyi silahıyla pratiğe dökmeye çalışmıştır.
düzenin yasaları ve ahlaki kurumları zaten şiddetin kendisidir. devrimci şiddeti yadsımak; şiddeti tek taraflı reddetmek, şiddetin süregitmesini pasifçe onaylamak anlamına gelir. olguları çarpıtmayın, kimsenin hristiyan ahlakını kutsadığı yok. atılan tokatta öbür yanağımızı dönüp dayağı ve dayak düzenini haklılaştırmayız.
daha fazlasını oku