daha yapılacak işler var.
tam 43 cinayet işledi. tam 48 yıl hapis yattı. 38 ayrı cezaevinde bulundu. 1991 yılında şartlı tahliyeden çıktı.. 48 gün yaşayamadan öldü. 13 yaşından beri kendisini kötüleri öldürmekle görevlendirmiş abdullah dayı! nam-i diğer: antep canavarı. ölmeden önce söylüyor "tez akşam oldu. daha yapılacak işlerimiz var".
babası ali ağa, oğluna bir çeltik tarlası vermiştir. abdullah dayı'nın ilk mülküdür bu tarla. jandarma suyu başka tarlaya verir. abdullah dayı bir mecidiye altınını havada delecek kadar nişancı. jandarmaya karsı koyar. vali gelir... valiye, "tek dur gelme üstüme" der. vali atından inip üstüne..
ilk cinayeti budur. 14 yaşında yeniden üç kişi öldürür. iki sene yatar. 15 yaşında yeniden üç kişi ve yine mahpusluk. ve cinayetlerin çoğu içeride işlenir. abdullah dayı "insanlar kötü olmasa, ben cinayet işler miydim?" der. abdullah dayı, öldürdüğü yöneticiler için: "ben öldürmekten bıktım, bunlar öldürülmekten bıkmıyor" diyor. ve "ben hep böyle kelepçeli aletsiz, onlar hep eli sopalı mı olacak" diyor. hiç kimseye yalvarmadı, kimseye boyun eğmedi. yalnız birşey için yalvardı. alet! (silah, sopa, bıçak)
bursa cezaevi müdürü diğer mahkumlara ve abdullah dayı'ya gözdağı vermek için, abdullah dayı ve üç arkadaşını bok çukuruna gömer. sekiz saat arkadaşlarıyla bu çukurda bok yutarlar. "haşa, allah olsa, bir saat durmaz bu çukurda" diyor.. abdullah dayı ve arkadaşlarını yıkatmadan koğuşlarına atarlar. ve abdullah dayı'yla mahkumların konuşması yasaklanmıştır. iste o sırada.. dev gibi bir adam gelir. saçları yukarı doğru. sırtında asker kaputundan bozma bir palto. korkusuz. "geçmiş olsun ağalar" der.. sonra, "bir ihtiyacınız var mı?" abdullah dayı ve arkadaşları ellerini, yüzlerini yıkamak, ağızlarını çalkalamak için su ister.
dev gibi adam suyu getirir. korkusuz adam, cigara uzatır. hepsi dört tane köylü cigarası. birini kendi yakar, üçünü abdullah dayı ve arkadaşları. abdullah dayı bir nefes çektiğinde "işte o zaman, dedim, dünya varmış"..
dev gibi adam gittikten sonra, abdullah dayı gardiyanlara bağırır: kimdir bu adam!
gardiyan: "nazım hikmet"tir der.. abdullah dayı tanımaz, "kimdir nazım hikmet!" .. gardiyan: "tarihçi, yazar, şair, romancı, komünist, vatan haini" der. abdullah dayı, ne yazar nedir bilirim, ne tarihçi nedir bilirim. bir bildiğim vatan hainliği. abdullah dayı kendisini bok çukuruna gömen cezaevi müdürüne bağırır: "sen benim arkamdaki cinayetleri biliyorsun, önümdekileri bilmiyorsun!. ancak, şu komünisti benim koğuşuma verirsen, seni birkaç günlüğüne affederim. nazım hikmet'e komünistliği sorar. nazım hikmet, "haksızlığa adaletsizliğe karşı gelmektir" der. abdullah dayı, "işte ben de bunu yapıyorum" der. nazım hikmet, "sen öldürüyorsun, ben yazıyorum" der, benim yazdıklarımla bir toplum birgün ayağa kalkacaktır". ama senin öldürdüklerin...
nihat genç
(memleket hikayeleri kitabından "daha yapılacak işler var"
daha fazlasını oku