sarp apak'ın katılması ile taze kana kavuşmuş, hâlâ izlenebilir olma vasfını korumakta olan dizidir. evet. izmir'e taşınması da iyi olmuş bence; hep istanbul hep istanbul nereye kadar? bir-iki tane de izmir dizisi çıksın böyle, palmiyeleri, kordon boyunu, her daim güneşli cıvıl cıvıl bir şehri görüp keyiflenelim...
ama bence bu dizinin asıl kurtuluşu, efe'nin geri dönmesi ile yaşanacaktır: o zaman belki ilk sezonundaki kadar güzel bir dizi olacak yeniden. hatta yanılmıyorsam senaristler de yavaş yavaş bu fikre seyirciyi alıştırmaya başlamış; metin abi'nin efe'nin arabasını görmesi falan sadece adamcağızın deliliği ile açıklanmak yerine gelecek bölümlerde de başka ipuçlarına doğru gidecek gibi göründü gözüme... hoş, bu sahne yalnızca dizinin açık ara en iyi genç oyuncusu olan ferit aktuğ'un hikâyeden kopuk rolünü biraz olsun artırabilmek için de yazılmış olabilir; o da var... ama ben yine de ilk teze bağlı kalacağım. çünkü arkadaşlar, şöyle 8-10 bölüm geçip aslı ve güven aşkı iyice hız kazanınca, tam da o zaman efe diziye geri dönerse, işte bir gece için 500bin dolara bir adamla yatar mısınız tarzında büyük polemiklere yol açacak yepyeni bir mesele ile dizi yayın hayatına dönmüş olur: "geçmiş hayatınızda kalan, öldüğünü zannettiğiniz büyük aşkınız, tam da yeni bir hayata yeni bir aşka yelken açmışken geri dönerse ne olur?" siz aslı'nın yerinde olsanız hangisini seçerdiniz? çocukluk arkadaşınız, ilk aşkınız efe'yi mi, yoksa sizi sevgisi ile yeniden hayata bağlayan yeni sevgiliniz güven'i mi seçerdiniz? aslı ne yapmalı? türkiye ugg sevenler-nefret edenler'den sonra efeciler-güvenciler diye yeniden ikiye bölünmezse neyim...
senaristlerin azıcık aklı varsa bu işi böyle yaparlar. yoksa bu dizi bu sezon biter, diziler mezarlığında kimsenin adını anmadığı eski bir yapım olarak unutulur gider...
daha fazlasını oku