postmodern kurmacanın çizgisel olmayan bir zamanı kullanan , egemen güçlerin elinden çıkmışa benzemeyen ve normlara uygun olmayan, tez özelliğinde olmayan anlatısını eli öpülesi ustalıkla kullanır kendisi. üst kurmacaya hizmet eden küçük öyküleri kullanmıştır mesela ünlü "puslu kıtalar atlası" kitabında. eş zamanlı farklı gerçeklikler söz konusudur kitapta. masalsı bir dil, düş gerçek vb zıtlıklardan yararlanan anlatım ve bir kurmaca olduğunu kabul edip diğer kurmacalardan beslenen yapı ile resmen yardırmıştır! hatta kitabın içindeki karaktere bizim elimizdeki kitabı okutmuştur bir şekilde(kendisinin içinde olduğu kitap) !
zaman , mekan , tarihi olaylar, kişilikler hiçbir kaygı güdülmeksizin işlenir (efrasiyab'ın hikayeleri misal) kitaplarında. örnek olarak tony stark'ı şehrazat'a ahlaksız teklif yaparken, virginia woolf'u elif şafak ile oturup kadın erkek ilişkilerinden konuşurken gördüğünüzü düşünün; evet saçma! yalnız burada saçma diye bir şey yok , önemli olan kurmacanın niteliği. saçmalık kelimesini yok eden büyüleyici bir düş gücü ,kelimelere jonglörlük yaptırma yeteneğidir zaten.
"uzun ihsan efendi"yi düşlüyorum öyleyse varım. onun benim gibi okurları düşlediğini düşlüyorum. e o da var ve benim kadar gerçek şimdi. beni düşlediği içinse varolan gerçek ben şimdi bir düş oluyorum. oysa ilk başta o benim düşümden ibaretti...sonra...sonrası çok karıştı ama!
seni düşlemesek- biz olmasak sen bir hiçsin, yoksun sen "uzun ihsan efendi" demiyorum ; tam tersine varsın, iyi ki de varsın diyorum.
daha fazlasını oku