 | | | |
"feriştah elinde kağıt ve kalemi, yine yazmaya başlar..."
yine güneşin cayır cayır kavurduğu o ateşli günlerden biriydi ve bu sıcaklarda kan akışım oldukça hızlıydı. buna bağlı olarak bir hareketlilik, bir yerinde duramama, aynı zamanda erotik bir pisikoloji içerisindeydim. kocam olacak meşe odunu numan sinirlerimi hayli yıpratmış ve bu diri vicıdın boş yere zayi olmasına göz yummaktaydı. ama artık burama kadar gelmişti. peki buram neresiydi? buram buram terliyor, beni daha da terletecek edeleli bir erkeğin beni bu karanlık yalnızlığımdan çekip almasını ummaktan başka birşey gelmiyordu elimden. derken kapı üç kere tak tak tak diye vuruldu. kapının arkasından edeleli bir ses geliyordu. hemen kapıya koştum ve açtım.
aman allahım işte oydu. yılladır rüyalarımda gördüğüm, bu diri vicıdı kullanabilecek tek kişiydi o. en seksi ses tonumla hemen diyaloğa başladım.
feriştah: buyrun yakışıklı ve edeleli bey. ne istemiştiniz?
mükremin: merhaba, ben mükremin çıtır. postacıyım. postacı kapıyı iki kere çalar derler ama bu ara çok dalgınım. karımla yıllardır çok mutsuz bir evlilik yaşıyoruz. o beni hiç anlamıyor. on iki yıldır eli elime değmedi..
feriştah: ama sizin gibi yakışıklı, seksi ve edeleli biri yatakta nasıl başarısız olabilir. yoksa suç karınızda mı?
mükremin: elbette. ben yıllardır diri vicıtlı ve seksi bir bayanın karşıma çıkmasını bekledim. bir gün feriştah'ımı bulacağım.
feriştah: ama adımı nereden biliyorsunuz? yoksa.. yoksa siz... mükreminim hemen sarılmalıyız.
mükremin: feriştahım.. sarılalımmm
feriştah: ama eşlerimizi ne yapacağız.
mükremin: o da bişey mi, ben buraya gelmeden önce ikisine de şarbonlu zarf gönderdim. sarılalım feriştahım
feriştah: sarılalım...
daha fazlasını oku