elif şafakelif şafakelif şafakelif şafak
elif şafakelif şafakelif şafakelif şafak
1 2 3 4 geri
son kitabı aşk hakkındaki eleştirilerin artık bokunun çıktığı yazardır.

aman efendim neymiş? domates amerika'nın keşfinden sonra zuhur etmiş, 1243 yılında geçen bir romanda karekterler nasıl domates soyarmış. yok efendim o dönemde henüz mevlevilikte aşçı dedelik kurumu yokmuş; dergahtan biri atılacaksa ön kapıdan değil de arka kapıdan atılırmış. eğer kurgudan oluşan bir romanda bunlar hata olarak kabul edilecekse; pek de küçümsenecek hatalar değil ama bu kadarına da el insaf! keza kendisi de bu hatalara ilişkin şu şekilde bir açıklama yapmıştır:
"son tahlilde, beşerin tabiatı şaşmaktır. elbette hatalar, kusurlar olabilir. yoksa şems'i, mevlânâ'yı yazmaya kalkıp da her şeyi anladığını iddia etmek "kibir" olur. ama şunu samimiyetle söyleyebilirim: ben bu romanı aşkla yazdım, aşkla okunmasıdır temennim."

kitap hakkında eleştirinin bokunu çıkarmak adına yapılan ve beni en çok güldüren yorum ise; "bana sorarsanız zaviyede derviş olmak kolay. ne var ki bunda? sabah akşam otur mır mır dua et, tespih çek, zikir çek. çocuk oyuncağı!" cümlesinde geçen "mır mır dua et" ifadesi ile ilgili. neymiş efendim dervişler mırmır etmez zikir yaparlarmış. aman ne büyük hata! bu yorumu yapan kişilerin kitabı okudukların dahi şüphe ediyorum açıkçası. çünkü bu cümleyi söyleyen roman kahramanı cümlenin başından da anlaşılacağı üzere dervişlerin yaptığı işin kolaylığından dem vurup, aşağılama amacı ile söylemiştir o cümleyi. kaldı ki anadolu'nun bir çok yerinde "mırmır dua etmek" die bir tabir vardır. bilmeyenlere burdan duyrulur.
daha fazlasını oku
 
belki ilginizi çeker
itü sözlük