earendillearendillearendillearendill
earendill
 
 
 
istisna kelimesini kullanmaktan hoşlanmayan ve kendisine yok yere izafe edilmesinden de tiksinen bir yazardır. ben hiç mccarthism'e istisna demiş değilim. kafadan uydurmayalım lütfen. kime ne dediysem benim ağzımdan konuşmasın da dediğimi buraya yazsın. sözlük içi yazışmaları deşifre etmeye zorlanmasın insanlar uçurulma pahasına, neye istisna demişmişim?

liberal demokrasi insanların devlet üzerinde daha fazla söz sahibi olmaları gerektiği idealidir, yöneticileri vatandaşların seçmesine liberal demokrasi deriz. vatandaşların çoğunluğu malın tekini senatör seçiyorsa bunun liberal demokrasiyle bir ilgisi yok. bu bir sistem sorunu değil, bu bir halk sorunu, çünkü sistem işi halka bırakan bir sistem. mccarthy gibi bir senatör seçilebiliyorsa ne yapmalıdır o zaman liberal demokrasi çözüm olarak. burada bir kara delik vardır, bu bir kusursa evet liberal demokrasiler bu anlamda kusurlu rejimlerdir, çünkü halk mallardan oluşsa da seçimi halka bırakırlar, peki genel seçimleri mi yasaklamalıdır, o zaman mı iyi rejim olacaktır liberal demokrasi? afferim, çok zekice.

dahası ben kafama göre bir liberteryenizm tanımı yapmıyorum, bilen ne dediğimi gayet iyi anlayıp robert nozick diye sevdiğim yazarlardan birini direk yapıştırabiliyor. wallerstein gibi global düşünen, dünya uluslararası sistemlerinden falan bahseden koca koca adamlarla işim olmaz benim, "beyaz yalan var mıdır" sorusuna cevap arıyorum ben, ancak buradan başlayana, bu konu hakkında cevabı olana, diğer konulara ancak o cevaptan sonra ve ona dayanarak geçene saygı duyarım, bunları önemsiz bulup da amerika sscb çekişmesinden, jeopolitikten falan başlayanı ise dinleyemem, çünkü vakit kaybı.

ha evet, bir de tuzla. tuzla'da insanlar öldü evet. ama burada sorunların en büyük sorun olması olmaması bizim onu öyle tanımlamamızla olmuyor, insanların öyle tanımlamasıyla oluyor. 19. yy avrupa'sında işçi-kapitalist sorunu en önemli sorundu ve demokrasinin de taşıyıcısı oldu. genel oy hakkı bu sayede ortaya çıktı. ama bugün türkiyede böyle bir şey yok. insanlar en önemli sorun olarak başka şeyleri görüyorlar, ve o liberalleşen kapasiteli eski solcular bunu gördüler. 1970'lerde chp'yi, inönü zihniyetini yere sererek statüko olmaktan çıkaran ve halkın siyasete akma kanalı haline getiren bir ecevit'in oy patlaması yaptığını gördüler. bu, devlet ideolojisine muhalif büyük bir kitle var demekti. 1983'te turgut sunalp'a karşı müthiş bir oy alan turgut özal'ı gördüler. sırf sivil olduğu için oylar ona aktı. 2002'de, 2007'de akp'ye oy veren bir halk gördüler, devlet ideolojisinin mağduru. ve bu yüzden durmadan büyüyen. insanlar bugün ve muhtemelen son 58 yıldır en büyük sorun olarak bu devlet ideolojisinden kurtulamamayı görüyorlar. ondan kendilerini kurtaracak partilere oy veriyorlar. demek ki en büyük sorun tuzla olayı değil, bu. tabii bilemiyorum, tuzla olayı dsip'e falan patlama yaptırır mı? dsip %34, ip %19, shp %26, akp %3, dtp %2 olacak mı acaba böyle bir şey?
daha fazlasını oku
 
belki ilginizi çeker
itü sözlük