barış akarsubarış akarsubarış akarsubarış akarsu
barış akarsubarış akarsubarış akarsubarış akarsu
ruhun şad olsun barış,
barış manço bir şarkısında derdi ya, 'ölüm allah'ın emri ayrılık olmasaydı' sanırım bu cümle pek çok şeyi anlatmaya yeter. ama benim anlayamadığım ve barış'ın ölümünden daha fazla can yakıcı bulduğum medyanın tutumuydu.
nasıl bir habercilik anlayışıdır bu? tıpkı birer leş kargası gibi ölmek üzere olan birisinin başına üşüşüp, o'nu en aciz haliyle görüntüleyip, adına da gazetecilik deyip, işin içinden kendilerine reyting payını ayırıp çıkmalarını anlayamıyorum.
bu nasıl bir insanlıktır, nasıl meslek ahlakıdır. günlerdir kendini bilmeden yatan, yaşam mücadelesi veren bir adamın makinaya bağlı görüntülerini çarşaf çarşaf sergilemenin, mantığa, insanlığa en önemlisi ahlaka sığan tek bir yönünü göremiyorum. aynı şeyi bülent ecevit'e de yapmışlardı. ne gereği var ki? insanların acısını, ölüm döşeğindeki bir hastanın görüntülerini göstererek sömürerek reytinge dönüştürmenin ne gereği var.
barış'ın son görüntüleri, barış'ın son röportajı, barış'ın son gitar çalışı, barışın son şarkı söyleyişi, barış'ın içtiği son çay....
ölmeden öldürdünüz adamı,
üzüldüm, işte kaybolan değerlerimize bir yenisi daha eklendi. hastamıza, ölümüze saygımızı da yitirdik.
ey 'sorumlu' gazetecilik ve medya anlayışını güttüğünü zanneden vijdansızlar, siz yine gidin bildiğiniz en iyi işi yapın, gülben'in selülitlerini, sibel'in poposunu, iş kazası geçiren mankenlerin fırlayan göğüslerini teşhir edin, ama barış'a dokunmayın.yeter o'nun üzerinden yaptığınız sömürü...
gerçekten yeter artık!....
daha fazlasını oku
 
belki ilginizi çeker
itü sözlük